Güneşten Korunma ve Deri Kanseri

Ultraviole ışınlarının, yanıklara, erken deri yaşlanmasına, deri kanserleri ve katarakt gelişimine, immunsupresyona ve latent virüslerin aktivasyonuna neden olduğu kanıtlayan çalışmalar vardır. Cildin, güneşten korunmasında amaç; ultraviole (UV) ışınlarının yol açtığı istenmeyen etkilerden kaçınmak ve mümkünse önlemektir. Bu istenmeyen etkiler iki gruba ayrılır. Birincisi, güneş yanığı, fotoyaşlanma, fotokarsinogenez gibi maruz kalan tüm kişilerde ortaya çıkan etkiler. İkincisi,  kişilerin yalnızca beşte birini etkileyen, fotodermatozlar diye bilinen bazı hastalıkları da içermektedir. Bu hastalıklar ciddi hastalıklar olduğu için mutlaka deri ve zührevi hastalıklar uzmanı tarafından takip edilmesi gerektiği için burada bahsedilmeyecektir.

En önemli konu güneş ile deri kanserlerin ilişkisidir. Deri kanserlerinin gelişiminde UVB’in sorumlu olduğunu gösteren çalışmalar vardır. Deri, kendini güneş hasarından korumak için doğal antioksidan enzimleri kullanmaktadır. Bununla beraber, güneş ışınları ve serbest radikal oluşturan ajanlar (sigara gibi) doğal korunma mekanizmalarını yenerek, hasar oluşturabilirler. Bu nedenle deri kanserleri ile mücadelede, güneşten korunmak için yeni metotların geliştirilmesi önem kazanmaktadır.

Güneşten korunmada, temel prensipler şu şekilde özetlenebilir:
Güneşten korunmada en etkili yöntem, güneşin olduğu dış ortamdan uzak durmaktır. Her ne kadar çok uzun süreli kaçınma mümkün olmasa da bu süreyi en aza indirmek gerekmektedir. Hatta ev ve otomobillerde UVA filtreli plastik pencere materyalleri kullanılabilir. Dış ortamda ise ağaçlar ya da binalar ile oluşan gölge ortamlar önem taşır. Ancak düzenli dağılım gösteren ağaçlar bile ancak 2 kat koruma sağlayabilir. Dış ortamda sağlanabilecek güneşten korunma kişinin gökyüzünün ne kadarını görebildiğiyle ilintilidir. Eğer gökyüzünün %50’si fiziksel olarak kapalı ise 2 kat, %90’ı kapalı ise 10 kat korunma sağlar. Benzer şekilde plaj şemsiyeleri ve üzeri kapalı stadyumlar da oldukça az koruma sağlar. Güneşin tam tepede olduğu saatlerin 2-3 saat öncesi ve sonrasında (10-11 ve 15-16 saatleri arasında) dışarıda kalmamak önemlidir.

Güneşten koruyucu giysiler; Özellikle yazın güneşin yoğun olduğu dönemlerde mümkün olan en fazla vücut alanının giysilerle kapatılması korunma açısından önemlidir. Giysinin UV koruyuculuğunda en önemli faktör kumaşın gözeneklerinin sıklığıdır. Renk, kalınlık, kumaşın tipi gibi faktörler daha sonra gelmektedir. Pamuklu kumaşlar, pamuk-polyester karışımı kumaşlarla benzer korumaya sahiptir. Koyu renk giysiler açık renklerden daha yüksek korumaya sahiptir. Ayrıca giysilere eklenen 30 ve üzerindeki koruma faktörü açık tenli kişilerde özellikle yazın önerilmektedir.

Tabi ki en önemli konu güneş koruyuculardır.  Güneşten koruyucuların devamlı kullanımı aralıklı kullanıma göre daha yüksek bir koruma sağlamaktadır. Güneşten koruyucuların dikkatli ve düzenli kullanımının aktinik keratoz, skuamöz hücreli karsinom ve deri yaşlanmasını azalttığını gösteren birçok çalışma vardır. Bu çalışmalarda, kişilerin güneşten koruyucuyu güneşe maruz kalmadan önce kullanmaları, yeterli kalınlıkta uygulamaları, ayrıca güneş teması süresince güneşten koruyucunun tekrarlayan kereler kullanmaları gerektiğini vurgulamaktadır. Güneşten koruyucular UV’ye maruz kaldıkça zaman içinde etkilerini yitirmektedirler. Bu nedenle değişik zaman aralıkları ile tekrarlanması gerekmektedir. Deri kanseri riskini artırma dozunun, güneş yanığı oluşturan dozdan çok daha düşüktür.  Kişide güneş yanığı oluşmaması güneş ışınlarının zarar vermediği anlamına gelmemektedir. Güneşten koruyucuları güneşten korunmada altın standart olarak kabul edilmesine rağmen; Dünya Sağlık Örgütü ancak giysi ya da geniş kenarlı şapkalarla korunmanın mümkün olmadığı vücut bölgelerine son basamak koruyucu olarak güneşten koruyucuların kullanımını önermektedir.

Güneşin deri üzerine zararlı ve kanser yapıcı etkilerini azaltmak için ilaçlar önerilmektedir. Bunların çoğu deneysel çalışmalardır. Dah çok hasta grupları ile yapılan kapsamlı araştırmalar ile doğrulanmaya muhtaçtır. Bunlardan en sık kullanılanlar; Antioksidanlardır. Antioksidanların, UV ışınları sonucu oluşan reaktif oksijen radikallerinin nötralize edilmesinde önemlidir. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda yüksek doz oral C ve E vitamininin güneşe dayanılırlığı yükselttiğini gösterilmiştir. Ayrıca topikal uygulanan C ve E vitamininin de güneş yanığına bağlı inflamasyonun azaltılmasında ve UV’ye bağlı immunsupresyonun engellenmesinde etkili olduğu gözlenmiştir. Eksojen C vitamini keratinositlerde birikip serbest oksijen radikal oluşumunu engelleyerek UVB’ye bağlı hücre ölümünü azaltmaktadır. Diyet ile alınan antioksidanların emilim, eriyebilirlik ve transport gibi fizyolojik faktörler, bu maddelerin deriye taşınmasını kısıtlamaktadır. Deriye direk uygulanma; korunmaya ihtiyacı olan ve hedeflenen deri bölgelerine antioksidanların kolay ulaşımı açısından ek bir avantaj sağlar. Vitamin E nin topikal uygulanımı ile ilgili olarak pek çok çalışma yapılmış ve deriyi UVnin oluşturduğu eritem, fotoyaşlanma, immunsupresyon ve deri kanserlerine karşı koruduğu gösterilmiştir. Ayrıca, topikal ve sistemik E vitamini ile birlikte kullanılmasıyla UV’ye karşı çok güçlü bir sinerjik etkinin ortaya çıktığı gözlenmiştir. Bunun dışına; Zeytinyağının güçlü antioksidan özelliği vardır ve UVB altında kaldıktan sonra topikal olarak uygulanmasının antikarsinojenik olduğu bilinmektedir. Topikal antioksidanların cilt yüzeyinden  emiliminin yetersiz k olması, stabil olmayan moleküller olmaları ve allerjen olmaları geniş kullanımlarını engelleyen faktörlerdir.

Vitaminler, karotenoidler ve poliansature yağ asitlerininin UV’ye karşı savunmada önemli rolleri olduğu bilinmektedir, ancak buşekilde elde edilen SPF, topikal güneşten koruyucularla karşılaştırıldığında oldukça düşüktür. Çalışmalar çinkonun UV kaynaklı hücre hasarına  karşı koruyucu etkisi olduğu ve oral çinko desteğinin UV nedenli immunsupresyonu azalttığı gösterilmiştir. Polifenol: Yeşil çay polifenolik bileşikler ya da epikatekinler içermektedir. Bunlar doğal antioksidanlardır. Antioksidan özelliklerinin yanı sıra yeşil çayın bilinen antiinflamatuar ve antikarsinojenik etkileri de vardır. Bu nedenlerle yeşil çay polifenolleri son dönemde cilt bakım ürünlerinde sıklıkla kullanılmaya başlamıştır. Bu şekilde güneşin yarattığı hasarı ve kanser oluşumunu azaltmak için değişik maddeler üzerinde çalışılsa bile henüz çok yüz güldürücü sonuçlara ulaşılmamıştır. Bu nedenle halen birinci öncelik korumadır.  UV nedeniyle oluşan cilt kanserleri  ve güneşe duyarlı dermatozların yaygınlaşması güneşten korunmanın önemi daha da artmıştır. Güneşten korunmada, UV radyasyonundan uzak durmak, güneş koruyucu giysilerin kullanımını ve geniş spektrumlu UVA ve UVB filtreli güneşten koruyucuların kullanımını artırmak önemlidir.

Paylaş:

Etiketler: Dr.Fatma Yıldız, Güneşten Korunma, Deri Kanseri, Ultraviole Işınlar, Güneş yanığı, Güneş,






Bize Mesaj Gönderin