Atopik Dermatit Nedir? Neden Olur?
Dermatolog Doktor Fatma Yıldız – Ankara Life Polikliniği
Atopik dermatit (AD), kronik, kaşıntılı, atak ve gerileme dönemleriyle seyreden, inflamatuvar bir deri hastalığıdır. Yunanca kökenli “atopos” kelimesinden türeyen “atopi”, yersiz, sınıflandırılamayan anlamına gelir. Tıbbi literatüre 20. yüzyılda girmiş olsa da, AD’ye ait tarihsel bulgular milattan sonra 69-140 yıllarına kadar uzanır. İlk olarak Besnier 1892’de atopik dermatitin, alerjik rinit ve astım ile birlikte görülebildiğini tanımlamıştır. 1930’lu yıllardan itibaren “atopik dermatit” terimi kullanılmaya başlanmış, hastalık zamanla “atopik ekzema”, “nörodermit konstitüsyonalis”, “endojen ekzema” gibi isimlerle de anılmıştır.
1980’lerde Hanifin ve Rajka tarafından majör ve minör tanı kriterleri belirlenmiş, bu kriterler 1994 yılında Büyük Britanya Çalışma Grubu tarafından epidemiyolojik çalışmalarda kullanıma uygun hale getirilmiştir. AD'nin tanısı, farklı morfolojik görünümleri ve tekrarlayıcı yapısı nedeniyle zorludur. Teşhis, klinik bulguların değerlendirilmesi ve diğer olasılıkların dışlanmasıyla konulur. Bazı yazarlar, yüksek IgE düzeyine sahip hastaları ekstrinsik AD, IgE ilişkili olmayanları ise intrinsik AD veya atopiform dermatit olarak sınıflandırmaktadır; fakat bu ayrım hâlâ tartışmalıdır.
Tanı sürecinde SCORAD (Score in Atopic Dermatitis) ve EASI (Eczema Area and Severity Index) gibi endeksler kullanılmakta; hastalık hafif, orta ve şiddetli olarak derecelendirilmektedir. AD; çocukların %20-25’ini, erişkinlerin ise %2-3’ünü etkileyen yaygın bir hastalıktır. Atopik eğilim, kişisel veya ailesel tip 1 alerji, bronşiyal astım, alerjik rinit ve IgE artışı ile karakterizedir.
Hastalık Başlangıcı ve Sıklığı
AD genellikle bebeklikte, 3-6 ay arasında başlar. Vakaların çoğunda ergenlikte düzelme görülse de, %10-30’luk bir grupta hastalık devam eder. Az sayıda hastada ise AD erişkin yaşta başlar. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra sanayileşme, kentleşme ve iklim değişikliklerinin etkisiyle atopik dermatit vakalarında artış gözlemlenmiştir. Sanayileşmiş ülkelerde çocuklarda %15-30, erişkinlerde %2-10 oranında görülmektedir. Türkiye'de yapılan çalışmalarda 6-13 yaş arası çocuklarda sıklık %4,3; 10-11 yaş arası çocuklarda ise %8,1 olarak bulunmuştur.
AD'nin Etkileri ve Risk Faktörleri
AD, anksiyete ve depresyon gelişimine neden olarak hastaların yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürmektedir. Kadınlarda daha sık görülür. AD hastalarının %60-70’inde aile öyküsü vardır. Bu oran, ebeveynlerden biri atopikse 2 kat, her ikisi atopikse 3 kat artmaktadır. Annedeki atopik öykü, çocukta AD gelişimi açısından en güçlü risk faktörlerinden biridir.
AD gelişiminde genetik ve çevresel faktörler bir arada rol oynar. Ev tozu akarları, besin alerjileri, polen, evcil hayvanlar, sigara dumanı, sabun ve deterjanlar hastalığı tetikleyen unsurlar arasında yer alır. Emzirmenin AD’ye karşı koruyucu etkisi olduğu Gdalevich ve arkadaşlarının yaptığı meta-analizle gösterilmiştir.
Hijyen Hipotezi ve Çevresel Etkiler
Strachan tarafından öne sürülen hijyen teorisine göre, erken çocukluk döneminde çeşitli enfeksiyonlara maruz kalmak, immün toleransın gelişmesini sağlar ve atopik hastalıkların görülme oranı azalır. Bu nedenle, kırsalda büyüyen çocuklarda AD görülme oranı daha düşüktür. Evcil hayvanlarla erken temasta bulunmak riskli gibi görünse de, bazı çalışmalarda belirli düzeyde alerjen maruziyetinin koruyucu etkileri olabileceği belirtilmiştir.
İrritanlar ve Mikrobiyal Etkiler
İrritanlar, atopik dermatitte alerjenlerden daha önemli tetikleyicilerdir. Düşük nem oranı, su ve sabunla fazla temas cildi hassaslaştırır. AD’li bireylerde ciltte Staphylococcus aureus kolonizasyonu sık görülür. Bu bakteri hem doğrudan inflamasyona hem de superantijenler aracılığıyla alevlenmelere neden olur. Çevresel sigara dumanına maruz kalmak da AD riskini artırmaktadır.
Örneğin, 421 çocukla yapılan bir çalışmada annenin hamilelik veya emzirme döneminde sigara içmiş olması durumunda AD gelişme riski iki kat artmıştır. Doğum kilosu, anne yaşı, kontraseptif kullanımı gibi prenatal etkenlerin de atopik dermatit üzerinde etkili olabileceği bildirilmiştir. Ayrıca, ileri anne yaşı ve fetal büyüme paternlerinin de hastalığa yatkınlıkla ilişkili olabileceği düşünülmektedir.
Prognoz ve Erişkin AD
Kuru cilt, çocuklukta yaygın dermatit öyküsü, ailede astım veya alerjik rinit, yüksek IgE düzeyleri, kadın cinsiyeti ve tek çocuk olmak gibi etkenler erişkin dönemde AD'nin devam etmesiyle ilişkilidir. Prognoz açısından bu faktörler olumsuz öngörüler taşır.
Ankara Life Polikliniği olarak, Dermatolog Doktor Fatma Yıldız önderliğinde atopik dermatitli hastalarda klinik tanı kriterleri, risk faktörleri ve kişiye özel tedavi protokolleri bilimsel kılavuzlara uygun şekilde ele alınmaktadır. Bebeklikten erişkinliğe kadar her yaş grubunda doğru tanı, etkili bakım ve çevresel kontrol önerileriyle AD'nin yönetiminde bütüncül yaklaşım sunulmaktadır.
