Deri Yaşlanması Nedir?
Ülkelerin gelişmişlik düzeyine paralel olarak, tıptaki ilerlemeler sayesinde ortalama yaşam süresi giderek artmaktadır. Yaşlanma, biyolojik fonksiyonlarda azalma ve metabolik strese adaptasyonda bozulma ile karakterize olan progresif, fizyolojik bir süreçtir. Bu süreç, diğer organlar gibi deriyi de etkiler. Doğal yaşlanma sürecinin ilk belirtilerini en erken yansıtan organ olması nedeniyle, deri kalitesinin korunması ve iyileştirilmesi önem kazanmaktadır.
Yaşam süresi ve yaşlı nüfus arttıkça, genç görünme isteği de paralel olarak artmakta ve buna bağlı olarak rejuvenasyon (yenileme) uygulamaları yaygınlaşmaktadır. Uygun ve güvenilir yöntemlerin seçimi için, deri yaşlanmasının etyopatogenezi iyi anlaşılmalıdır.
Diğer organlarda olduğu gibi, yaşlanma süreciyle birlikte deride de morfolojik ve fizyolojik değişiklikler meydana gelir ve fonksiyon kaybı yaşanır. Ancak derideki yaşlanma süreci, fiziksel, kimyasal ve mekanik çevresel faktörlerden de etkilenir. Bu nedenle deri yaşlanması, iki ana başlıkta incelenir:
-
İntrensek yaşlanma (içsel, genetik, kronolojik yaşlanma)
-
Ekstrensek yaşlanma (dışsal, fotoyaşlanma)
İntrensek (Kronolojik) Deri Yaşlanması
İntrensek deri yaşlanması; genetik yapı, hücresel metabolizma ve hormonal çevre ile ilişkili olarak organizmanın genel yaşlanmasının bir yansımasıdır. Derinin tüm katmanlarını etkiler ve fizyolojik yaşlanma olarak tanımlanır.
Klinik olarak:
-
Deri kuru, soluk, gevşek, atrofik ve incedir.
-
Benign deri tümörlerine rastlanabilir.
-
Deri yüzeyi genellikle düzgün ve lekesizdir.
-
Mimik çizgileri belirginleşmekle birlikte, deri geometrik bütünlüğünü korur.
Yaşla birlikte deride;
-
Hücre yenilenmesi
-
Hasara yanıt
-
Yara iyileşmesi
-
Bariyer fonksiyonu
-
Duyu algısı
-
Termoregülasyon
-
Ter ve sebum üretimi
-
D vitamini sentezi gibi birçok fizyolojik fonksiyonda azalma meydana gelir.
İntrensek Deri Yaşlanmasının Mekanizmaları
Deri yaşlanmasının patogenezi ile ilgili çeşitli teoriler mevcuttur:
-
Hücre yaşlanması
-
DNA tamir kapasitesinde azalma
-
Telomer kısalması
-
Mitokondriyal DNA mutasyonları
-
Serbest radikaller ve oksidatif stres
-
Kromozomal anormallikler ve gen mutasyonları
Serbest Radikal Teorisi
En çok kabul gören teori, serbest radikal teorisidir. Bu teoriye göre; hücresel yapıların (özellikle DNA’nın) sürekli serbest radikallerle karşılaşması sonucu oluşan kümülatif hasar, hücre yaşlanmasına veya apoptozise neden olur.
Reaktif oksijen türleri (ROT) olan O₂⁻, H₂O₂ ve OH⁻ gibi moleküller; UV ışığı, çevre kirliliği, stres, sigara ve bazı ilaçlar gibi dış etkenlerle artış gösterir. Deride süperoksit dismutaz, katalaz ve glutatyon peroksidaz gibi antioksidan enzimlerin; vitamin E, koenzim Q10 ve karotenoidler gibi antioksidan moleküllerin düzeyi yaşla birlikte azalır. Antioksidan sistemlerin yetersizliği “oksidatif stres”e yol açar.
ROT'ler hücre yüzeyindeki birçok reseptörü aktive eder; örneğin EGF, IL-1, TNF-α reseptörleri. Bu aktivasyon MAP-kinaz (p38, JNK) yolaklarını uyararak apoptozise neden olabilir. Ayrıca, bu yolakların aktive ettiği AP-1 ve NF-κB gibi transkripsiyon faktörleri;
-
MMP (matriks metalloproteinaz) üretimini artırır,
-
Kollajen yıkımını hızlandırır,
-
Elastik liflerin bozulmasına neden olur,
-
TGF-β ve prokollajen gen ekspresyonunu azaltır.
Sonuçta; dermal matriks bozulur, elastikiyet azalır ve kırışıklıklar belirginleşir.
Telomer Kısalması
Telomerler, kromozomların uç kısımlarında yer alan tekrarlayan DNA dizileridir. Her hücre bölünmesinde telomerler kısalır. Kritik uzunluğa ulaşıldığında, hücre bölünmesi durur ve hücre senesense girer. Telomeraz enzimi, bazı kök hücrelerde ve bazal keratinositlerde aktiftir, ancak fibroblastlarda yoktur. Dolayısıyla deri yaşlanmasında telomerazın koruyucu etkisi sınırlıdır.
Genetik Faktörler
Erken yaşlanma sendromlarında bazı tek gen mutasyonlarının rolü gösterilmiştir. Ancak yaşlanmayı doğrudan belirleyen spesifik bir gen henüz tanımlanamamıştır. Yaşlanmanın, daha çok DNA sentezinde azalma ve onarım mekanizmalarındaki bozukluklara bağlı olduğu düşünülmektedir.
Retinoik Asit Reseptörleri
İntrensek yaşlanmada retinoik asit reseptör alfa (RAR-α) ekspresyonu artar. Bu artışın, MMP-1 enziminin artışına neden olduğu bilinmektedir. Diğer retinoid reseptörlerinde anlamlı bir değişiklik gözlenmemiştir.
Hormonların Rolü
Östrojen; deri, saç, bağ dokusu ve immün sistem üzerinde etkilidir. Kadınlarda menopoz sonrası östrojen düzeyi yaklaşık %90 oranında azalır. Bu dönemde;
-
Derideki kolajen azalır,
-
Su tutma kapasitesi düşer,
-
Elastikiyet bozulur,
-
Kırışıklıklar artar.
Hormon replasman tedavisi gören kadınlarda deri yaşlanmasının daha az belirgin olduğu görülmüştür.
