Mezoterapi Nedir ?

Mezoterapi, cilt altına çeşitli biyoaktif maddelerin (vitaminler, mineraller, aminoasitler, peptitler, antioksidanlar, kök hücre ekstratları vb.) enjekte edilerek yapılan, cerrahi gerektirmeyen bir kozmetik uygulamadır. Bu işlem, ciltte gençleşme ve yenilenme sağlamak amacıyla yapılır. Mezoterapi, mikroenjeksiyon yöntemiyle derideki hücrelere etki eder ve ciltteki sağlıklı görünümün geri kazanılmasına yardımcı olur.

Mezoterapi uygulamaları, ciltteki yaşlanma belirtilerini geri almayı amaçlar. Yaşlanma süreci, derideki fibroblast hücrelerinin işlevlerinin bozulması ile ilişkilidir. Fibroblastlar, ciltteki yapısal bileşenlerin üretiminden sorumlu hücrelerdir. Yaşla birlikte bu hücrelerin fonksiyonları azalır ve bu da cildin sarkmasına, kırışıklıkların oluşmasına neden olur. Mezoterapi, bu fibroblastları destekleyerek, kollajen üretimini artırmayı ve cildi gençleştirmeyi amaçlar.

Çeşitli mezoterapi karışımları, yaşlanmış cildin ihtiyaç duyduğu biyoaktif maddeleri sağlar. Bu maddeler, fibroblastların işlevini artırmaya ve derinin gençleşmesini sağlamaya yardımcı olur. Bu tür karışımlar, amino asitler, nükleozidler, vitaminler ve mineraller gibi bileşenler içerir. Ayrıca, ciltteki oksidatif stresi azaltan antioksidanlar ve nemlendirici özellikler taşıyan maddeler de kullanılır.

Mezoterapinin temel amacı, cildin altındaki hücreleri uyararak, cildin doğal yenilenme sürecini hızlandırmak ve ciltteki yaşlanma belirtilerini gidermektir. Bu işlem, hızlı iyileşme süresi ve minimal yan etki ile popüler bir yöntemdir.

 

Cilt gençleştirmede kullanılan mezoterapi tedavileri

Cilt gençleştirmek için kullanılan mezoterapi tedavileri kullanılan ürünlere göre biyorevitalizasyon ve biyolifting gibi isimler almaktadır.Vitaminler, amino asitler, mineraller, koenzimler ve antioksidanlar gibi cilt sağlığını destekleyen bileşenler, mezoterapi tedavilerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Vitaminler ve Vitamin Benzeri Maddeler: C vitamini, A vitamini, E vitamini gibi antioksidanlar, cildin yaşlanma sürecinde önemli rol oynar. C vitamini kolajen sentezini desteklerken, A vitamini epidermisin yenilenmesini sağlar. E vitamini, cilt hasarlarını onarmaya yardımcı olur. B vitaminleri, özellikle B1, B2, B3 ve B5, hücresel metabolizma ve enerji üretimi için gereklidir.

Amino Asitler ve İlgili Bileşenler: Kolajen üretimi ve deri yapısının sağlıklı kalması için gerekli olan amino asitler, özellikle kolajen yapıcı bileşikler olan prolin ve glisin, mezoterapi kokteyllerinde bulunur.

Mineraller ve Nükleotidler: Kalsiyum, fosfor ve magnezyum gibi mineraller, hücresel işlevlerin düzenlenmesine yardımcı olurken, nükleotidler fibroblastların DNA ve RNA sentezi için gereklidir.

Koenzimler ve Diğer Antioxidantlar: Glutatyon gibi güçlü antioksidanlar, serbest radikalleri nötralize ederek cilt hücrelerinin korunmasına yardımcı olur. Koenzimler ise hücresel metabolizmayı destekleyerek fibroblastların işlevini iyileştirir.

Hyalüronik Asit (HA): Mezoterapi kokteyllerinde en yaygın kullanılan bileşenlerden biri olan HA, cildin nem seviyesini artırarak yaşlanma belirtilerini geciktirir. HA'nın su tutma özelliği cilt bariyerini güçlendirir ve cildin elastikiyetini artırır.

Dimetilaminoetanol (DMAE) ve Peptitler: DMAE, kas sıkılığını artırarak cilt tonunu iyileştirir ve peptitler, cilt gençleştirme tedavilerinde önemli bir bileşendir. Bu bileşikler, ciltteki kırışıklıkları ve ince çizgileri azaltmada etkilidir.

Mesoglow: Ciltte parlaklık ve homojen renk tonunu sağlamak amacıyla kullanılan bu mezoterapi, glutatyon, askorbik asit ve diğer cilt ışıklandırıcı bileşenlerle desteklenir.

Mezoterapinin Güvenliği ve Yan Etkiler: Mezoterapi, genellikle güvenli bir prosedürdür. Ancak, lokal reaksiyonlar (morarma, kızarıklık) ve nadiren daha ciddi yan etkiler görülebilir. Bu nedenle, mezoterapi öncesinde dikkatli bir değerlendirme yapılması önemlidir.

Kanıtlar ve Klinik Çalışmalar: Mezoterapi tedavilerinin etkinliği üzerine yapılan çalışmalar sınırlıdır, ancak bazı klinik deneylerde hyalüronik asit ve antioksidan içeren formülasyonların cilt elastikiyetini ve parlaklığını önemli ölçüde iyileştirdiği gösterilmiştir.

Mezoterapi kokteyllerinde kullanılan bileşenlerin her biri, cilt sağlığını iyileştirme ve yaşlanma belirtilerini azaltma potansiyeline sahiptir.

Plateletten Zengin Plazma ve Fibrin Tedavileri

 

Trombositler, kanımızda bulunan hücrelerdir ve çeşitli işlemlerden geçirilerek farklı tedavi ürünleri elde edilebilir. Bu ürünler, dermatoloji dışında ortopedi, spor hekimliği gibi birçok alanda da kullanılır. Trombositler farklı işlemlerden geçirildikten sonra 4 ana kategoride değerlendirilir:

  1. Plateletten Zengin Plazma (PRP): Bu ürün, trombositlerden salınan büyüme faktörleri içerir ve iyileşmeyi hızlandıran bir tedavi sağlar. İçeriğinde birçok önemli madde bulunur, bunlar arasında doku iyileşmesinde rol oynayan faktörler yer alır.
  2. Lökosit ve PRP (L-PRP): PRP'nin içinde beyaz kan hücreleri de bulunur, bu versiyon, enfeksiyonla mücadelede daha etkili olabilir.
  3. Platelet Rich Fibrin (PRF): Plateletlerin ve fibrin ağlarının bulunduğu bir başka tedavi ürünü.
  4. Lökosit ve PRF (L-PRF): PRF'nin lökosit içeren versiyonudur ve bazı durumlarda iyileşme süreçlerini daha iyi destekler.

PRP Hazırlama: PRP elde etmek için önce hastadan 10-60 ml kan alınır. Kan, santrifüj işleminden geçirilerek trombositler ayrıştırılır. Bu işlem sonucunda üç ana katman oluşur: PRP (trombositten zengin plazma), PPP (trombositten fakir plazma), ve yoğun trombosit içeren ince tabaka olan buffy coat. Eğer daha yoğun trombosit elde edilmek istenirse, bu katmanlar tekrar santrifüj edilir. PRP aktif hale getirilmek için kalsiyum veya trombin eklenebilir.

PRP'nin Kozmetik Dermatolojide Kullanımı: PRP, deri yenilenmesinde genellikle tek başına kullanılır, ancak bazı durumlarda fraksiyonel lazer veya mikroiğneleme gibi yöntemlerle kombin edilebilir. Enjeksiyonlar göz altı, alın, boyun gibi bölgelerde uygulanabilir. Tedavi genellikle 2-6 seans sürer ve her seans arasında 2-4 hafta ara verilir. PRP tedavisi ciltte sıkılaşma, elastikiyet artışı, kırışıklıklarda azalma gibi olumlu etkiler sağlar.

Skarlarda Kullanımı: PRP, yüzeydeki izlerin tedavisinde de kullanılır. Özellikle lazer tedavisi ile birlikte uygulandığında, izlerin görünümünde belirgin düzelmeler sağlanabilir. PRP, tedavi sonrası ağrı, kızarıklık ve şişliği azaltmaya yardımcı olabilir.

Saç Hastalıklarında Kullanımı: PRP, saç dökülmesi tedavisinde de yaygın olarak kullanılır. Özellikle Alopesi Areata (saç dökülmesi) tedavisinde, PRP’nin saç köklerini uyararak saçın yeniden çıkmasına yardımcı olduğu bulunmuştur. Androgenetik Alopesi (erkek tipi saç dökülmesi) tedavisinde de etkilidir.

Pigment Hastalıkları ve Diğer Cilt Hastalıklarında Kullanımı: PRP, vitiligo ve melasma gibi pigment bozukluklarında da kullanılır. PRP'nin diğer tedavi yöntemleriyle (lazer veya UV ışınları gibi) kombinasyonu, tedavi sonuçlarını iyileştirebilir.

Yara İyileşmesinde Kullanımı: PRP, kronik yaraların tedavisinde de kullanılır. Diyabetik ülserler, bası yaraları gibi zor iyileşen yaraların tedavisinde faydalıdır. PRP, yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlar ve enfeksiyon riskini azaltabilir.

Sonuç olarak, PRP tedavisi, cilt yenilenmesi, yara iyileşmesi, saç dökülmesi tedavisi ve bazı pigment hastalıklarının tedavisinde etkili bir yöntem olarak kullanılmaktadır.