Rozase (Roza Hastalığı) Belirtileri, Alt Tipleri ve Ayırıcı Tanısı Nedir?

Rozase, erişkin yaş grubunda sık görülen kronik bir cilt hastalığıdır. Özellikle yüzün orta kısmında; yanma, batma hissine eşlik eden inflamatuar lezyonlar (papül ve püstüller), kalıcı kızarıklık (eritem), kılcal damar genişlemeleri (telanjiektazi) ve cilt kalınlaşması (fimatöz değişiklikler) ile kendini gösterir.

Rozasenin dört ana alt tipi tanımlanmıştır:

  • Eritematotelanjiektazik rozase
  • Papülopüstüler rozase
  • Fimatöz rozase
  • Oküler rozase

Bunların dışında iki nadir varyant da mevcuttur:

  • Fulminan rozase
  • Granülomatöz rozase

Aynı hasta, birden fazla alt tipin bulgularını aynı anda gösterebilir.

Rozasede Klinik Bulgular

Rozase hastalarında kızarıklık ataklarını tetikleyen bazı faktörler vardır. Bunlar arasında:

  • Duygusal stres
  • Sıcak içecekler
  • Baharatlı gıdalar
  • Alkol tüketimi
  • Egzersiz
  • Sıcak banyo
    sayılabilir.

Bu ataklara genellikle yanma ve batma hissi eşlik eder. Hastaların cildi kozmetik ürünlere karşı daha hassas hale gelir. Güneş koruyucular ve bazı cilt bakım ürünleri kaşıntı, batma gibi rahatsızlıklar oluşturabilir.

İnflamatuar papül ve püstüller rozasenin belirgin bulgularıdır. Ancak akne vulgaristen farklı olarak rozase lezyonlarında komedon (siyah nokta) bulunmaz. Bu durum rozasenin akneden ayırt edilmesine yardımcı olur.

Zaman içinde hastalarda yağ bezlerinin büyümesine bağlı olarak burunda belirginleşen sarı-turuncu renkli plaklar oluşabilir (rinofima).

Irklara Göre Rozase Görünümü

Avrupalı ve Kuzey Amerikalı bireylerde rozase, kırmızı papül, püstül ve telanjiektaziler şeklinde daha belirgin bir tablo sergiler. Buna karşılık Asyalı, Latin ve Afrikalı bireylerde kızarıklık daha az fark edilir; granülomatöz tip bulgular daha ön plandadır. Afro-Amerikan hastalarda pigmentasyon nedeniyle kızarıklık daha az belirgindir, daha çok sert kabarık lezyonlar görülür.

Rozase Tanısında Kullanılan Sınıflandırmalar

Rozase tanısını standardize etmek amacıyla 2002 yılında National Rosacea Society (NRS) tarafından bir sınıflandırma geliştirilmiştir.

Bu sınıflamaya göre tanı için primer bulgulardan en az birinin bulunması gerekir. Sekonder bulgular tanıya destek sağlar fakat zorunlu değildir.

Primer bulgular:

  • Kızarıklık atakları (flushing)
  • Kalıcı eritem
  • Papül ve püstüller
  • Telanjiektaziler

Sekonder bulgular:

  • Yanma, batma hissi
  • Ciltte plak oluşumu
  • Kuruluk
  • Ödem
  • Göz bulguları (oküler bulgular)
  • Yüz çevresine yayılım
  • Fimatöz değişiklikler

Ayrıca Plewig-Kligman evrelemesi de rozase gelişimini aşamalarla tanımlar:

  • Pre-rozase: Sık eritem atakları, ciltte artmış hassasiyet
  • Evre 1: Kalıcı kızarıklık ve hafif damar genişlemeleri
  • Evre 2: Kalıcı eriteme papül ve püstüllerin eklenmesi
  • Evre 3: Büyük inflamatuar nodüller ve cilt kalınlaşmaları

Rozase Alt Tipleri

Eritematotelanjiektazik Rozase (Tip 1)

Bu alt tipte, yüzün santral kısmında uzun süren kızarıklık atakları ve zamanla kalıcı hale gelen eritem görülür. Telanjiektaziler sık rastlanan bir bulgudur. Yanma ve batma hissi belirgindir. Kızarıklık bazen yüzün dış bölgelerine, kulaklara ve boyna yayılabilir. Şiddetine göre hafif, orta ve şiddetli formları vardır.

Papülopüstüler Rozase (Tip 2)

Santral yüzde, küçük kırmızı kabarcıklar (papüller) ve içi iltihap dolu kabarcıklar (püstüller) hakimdir. Bu alt tipte yanma ve batma hissi daha az şiddetlidir. Ciddi olgularda yüzde kronik ödem (şişlik) gelişebilir.

Fimatöz Rozase (Tip 3)

Bu formda, özellikle burun çevresinde (rinofima) olmak üzere ciltte kalınlaşma ve düzensiz nodüller görülür. Sebase bezlerin büyümesine bağlı olarak yüz hatlarında değişiklikler oluşur. Erkeklerde kadınlara göre daha sık rastlanır. Fimatöz değişiklikler ayrıca alın, çene, kulak ve göz kapaklarında da ortaya çıkabilir.

Oküler Rozase (Tip 4)

Oküler rozasede gözlerde sulanma, batma, yanma, yabancı cisim hissi, kaşıntı, ışık hassasiyeti ve görme bulanıklığı gibi belirtiler bulunur. Ayrıca göz kapağı kenarlarında kızarıklık (blefarit) ve konjonktivit gelişebilir. Ciddi vakalarda korneal ülser ve görme kaybı riski vardır.

Rozase hastalarının %50-60'ında hastalığın bir aşamasında göz tutulumu gelişir. Cilt belirtileri olmadan sadece göz şikayetleriyle başlayan olgular da mevcuttur.

Rozase Varyantları

Fulminan Rozase (Piyoderma Fasiyale)

Çoğunlukla genç kadınlarda görülen, hızlı başlangıçlı ve ağır seyreden bir formdur. Çene, yanak ve alında birleşen püstüller, nodüller ve iltihaplı kistler oluşur. Komedonlar genellikle bulunmaz. Hastalığın alevli dönemi geçtikten sonra klasik rozasea tablosu gelişebilir.

Granülomatöz Rozase

Yanakta ve ağız çevresinde kalınlaşmış cilt üzerinde sarımsı veya kahverengimsi sert kabarıklıklarla kendini gösterir. Deri altı dokuda granülomlar oluşur. Histolojik incelemede, sarkoidoz veya lupus vulgaris ile benzerlik gösteren yapılar izlenir. Granülomatöz rozase koyu tenlilerde daha sık görülür.

Rozasenin Ayırıcı Tanısı

Rozase, bazı diğer hastalıklarla karışabileceği için ayırıcı tanı önemlidir. Bu hastalıklar arasında şunlar bulunur:

  • Akne vulgaris: Papül ve püstüller bulunur ancak rozasede olduğu gibi telanjiektazi ve flushing (yüz kızarması) yoktur. Ayrıca komedonlar akne için tipiktir.
  • Seboreik dermatit: Yüzde pullanma ve egzamatöz değişiklikler vardır. Yerleşim genellikle paranazal bölgeler ve kulak arkasıdır.
  • Perioral dermatit: Daha küçük papüller ağız çevresine sınırlıdır, telanjiektazi bulunmaz.
  • Steroid rozasesi: Kortikosteroid kullanımı sonrası gelişir ve telanjiektazi belirgindir.
  • Kontakt dermatit: İrritan maddeyle temas sonucu oluşur, genellikle sınırları belirgindir.
  • Fotodermatit: Güneşe bağlı deri lezyonları görülür, genellikle vücudun güneş gören yerlerini etkiler.
  • Lupus eritematozus: Özellikle burun ve yanaklarda kelebek şeklinde kızarıklık görülür, fotosensitivite yüksektir.

Ayrıca sistemik hastalıklar (polisitemi vera, mastositoz, karsinoid sendrom, migren gibi) ve bazı ilaçlar da yüz kızarıklığına yol açabileceği için ayırıcı tanıda dikkate alınmalıdır.

 

SONUÇ

Roza hastalığı birçok farklı klinik tipte ve şiddette kendini gösterebilir.
Hastalığın doğru tanınması ve benzer hastalıklardan ayırt edilmesi, uygun tedavi ve yönetim için kritik öneme sahiptir.